Pulmoner Hipertansiyon

Pulmoner Hipertansiyon

Kalbin sağ kısmında ve akciğerlerde bulunan arterleri etkileyen yüksek kan basıncı “pulmoner hipertansiyon” olarak adlandırılır.

Pulmoner hipertansiyon hastalığı olan kişilerin akciğerlerinde bulunan küçük atardamarlar ve kılcal damarlar daralır, tıkanır veya hasar alır. Damarların fonksiyonlarını yitirmesine bağlı olarak akciğer içerisindeki kan dolaşımı zorlaşır. Ciğerlerdeki atardamar içerisindeki kan basıncı yükselir. Basınç yükseldikçe kalbin sağ ventrikülü akciğerlere kan pompalamak için daha çok çalışmak zorunda kalır. Bu duruma bağlı olarak kalp kası zayıflar ve kalp fonksiyonları zarar görür. Oldukça nadir görülen pulmoner hipertansiyon birçok farklı nedenle meydana gelebilir.

 

Pulmoner Hipertansiyon Nedenleri Nelerdir?

Pulmoner hipertansiyon nedenlerinin daha net bir şekilde anlaşılabilmesi için kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum. Kalpte ikisi üstte ve ikisi altta olmak üzere dört ayrı odacık bulunur. Kan kalpten geçtiğinde kalbin sağ alt kısmında bulunan odacık (sağ ventrikül) büyük bir kan damarı ile akciğerlere kan pompalar. Akciğerlere pompalanan kirli kan temizlendikten sonra pulmoner arterler, kılcal damarlar ve damarlar aracılığı ile kalbin sol odacıklarına iletilir. Pulmoner hipertansiyon sorunu pulmoner arterlerdeki hücrelerin değişimi sonucu meydana gelir. Hücresel bazda yaşanan değişimler neticesinde arter duvarları sertleşebilir, kalınlaşabilir ya da esnekliğini yitirebilir. Damarların fonksiyonlarını etkileyen tüm bu değişimler arter damarlarındaki kan akışını azaltıp kısıtlar. Dolayısıyla pulmoner arterlerde kan basıncı yükselir.

Pulmoner hipertansiyon nedenleri oldukça çeşitlidir. Uyku apnesi, bağ dokusu hastalıkları, kalp hastalıkları, kronik karaciğer hastalıkları, doğumsal kalp hastalıkları, genetik faktörler, uzun süreli kullanılan bazı ilaçlar, pulmoner emboli, kan hastalıkları, sarkoidoz, metabolik bozukluk, akciğer arterlerine baskı yapan tümörler, Eisenmenger sendromu gibi nedenler pulmoner hipertansiyon oluşumuna neden olabilir. Tüm bunlara ek olarak pulmoner hipertansiyon riskini arttıran bazı faktörler de bulunur.

Pulmoner hipertansiyon genç yetişkinlerde, obezite hastalığı olanlarda, ailesinde pulmoner hipertansiyon öyküsü bulunanlarda, uyuşturucu bağımlılarında ve yüksek rakımlı yerlerde yaşayanlarda daha sık görülür.

 

Pulmoner Hipertansiyon Belirtileri

Pulmoner hipertansiyon semptomları hastalığın seyrine göre şiddetlenebilir. Başlangıçta kişiyi çok fazla etkilemeyen belirtilerle etkisini hissettiren hastalık zaman içerisinde;

  • Nefes darlığı,
  • Yorgunluk,
  • Sersemlik,
  • Göğüste sıkışma ve ağrı,
  • Bileklerde, bacaklarda ve karın bölgesinde şişlik,
  • Cilt ve dudak renginde mavileşme,
  • Kalp çarpıntısı gibi şikayetlerle günlük hayatı kısıtlayabilir.

 

Pulmoner Hipertansiyon Teşhisi ve Pulmoner Hipertansiyon Tedavisi

Rutin muayenelerde saptanamadığı için pulmoner hipertansiyon genellikle erken teşhis edilmesi zor bir hastalık olarak değerlendirilir. Hastalığın belirtileri kalp ve akciğer hastalıkları ile benzerlik taşıdığı için pulmoner hipertansiyon semptomları ile göğüs hastalıkları uzmanlarına başvuran hastaların öncelikle öyküleri dinlenir ve fiziksel muayeneleri gerçekleştirilir. Daha sonra ekokardiyogram, akciğer grafisi, elektrokardiyogram ve kan testleri yapılabilir. Elde edilen veriler uzmanların akciğerleri ve pulmoner arterleri değerlendirmesine işaret ediyorsa BT taraması, MRI, solunum fonksiyon testleri, uyku testleri, genetik test ve akciğer biyopsisi gibi tanı yöntemlerine geçilir.

Pulmoner hipertansiyon tam anlamıyla tedavi edilebilen bir hastalık değildir. Tedavi ile hastalığın ve yol açtığı etkilerin yönetilmesi amaçlanır. Bu nedenle pulmoner hipertansiyon tedavisi komplike süreçleri barındırabilir. Pulmoner hipertansiyonun kontrol altına alınması için bu duruma neden olan temel faktör bulunduysa altta yatan sağlık sorununun tedavi edilmesi önceliklendirilir. Bu kapsamda ilaç tedavisi (kalsiyum kanal blokerleri, endotelin reseptör antagonistleri, prostasiklin analogları, prostasiklin reseptör agonistleri, antikoagulanlar vb.) yazılabilir, hastanın oksijen desteği alması gerekebilir ya da cerrahi yöntemlere başvurulabilir.